Uzunköprü Web Uzunköprü Web

Ergenemi Geri İstiyorum...
Ana Sayfa
Tarihimiz
Demokrasi Anıtı
Şehitlerimiz
Kültürümüz
Eğitim
Ulaşım
Sanayimiz
Milletvekillerimiz
Belediye Başkanlarımız
Çevre Gönüllüleri
Atatürkçü Düşünce Derneği
Eski Dostlar
Bunları Biliyor musunuz?
Editör'den
Sorunlarımız
Görüş ve Önerileriniz
Linkler
   
Tarımda ve Çevre Kirliliğinde Katliyamın Belgesi ; Ergene Ovası
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Yaşam demek, çalışmak demektir.  
 
 

On Sekiz Kasım 

 
 
Mehmet ÖZGÜREL  
 
     
 

Uzunköprü on dokuzuncu yüzyılda iki defa işgal edilmiştir. Bunlardan biri Balkan savaşında diğeri ise Birinci dünya savaşından sonradır. Her ikisi de o günleri yaşayanlarda acı anılar bırakmıştır. Nakledilen bu anılar kuşaktan kuşağa aktarılacak ve Atatürk'ün "Bağımsızlık, özgürlük" ilkelerinin daha iyi kavranmasına yardımcı olacaktır.
Bu nedenle kurtuluş bayramlarını sadece birer karnaval görüntüsünde değil bilinçlere de aktararak kutlanması gerekir. Böylece dostumuzu, düşmanımızı, dünyadaki yerimizi ve önemini iyice kavrar ve bizden evvelki kuşakların yaşadığı acı günleri tekrar yaşamamak için Cumhuriyetimizin güçlenmesine, yücelmesine canla başla yardımcı oluruz.
İşgalleri sıra ile ele alırsak Balkan savaşından başlamamız gerekir. Bilindiği gibi Osmanlı Devleti 1911 yılında Traplusgarp'ta İtalyanlarla savaşmıştır. Bu savaş sürerken Osmanlı Devletinden ayrılan Bulgaristan, Sırbistan, Karadağ ve Yunanistan Rusların kışkırtmasıyla 1912 yılında bize savaş açtılar. Bu savaşa "Balkan Savaşı" diyoruz.
Savaş başladığı zaman İstanbul'da partiler post kavgasındaydılar. Ordu savaşa hazır değildi. Bu zaaf karşısında Yunanlılar makedonya'yı baştan başa çiğnediler. Bulgar'lar Edirne'yi aldılar. Bu şehrimizde görülmemiş insanlık dışı zulüm ve işkenceler yaptılar. Bulgar orduları bir taraftan İstanbul'u almak için Çatalca önlerine, diğer taraftan da boğazlara sarktılar. Güzergahta bulunan kasabaları işgal ettiler. Ve Bolayır yakınlarına geldiler boğazlar yönünde ilerleyen Bulgar ordusu Uzunköprü ve Keşan'ıda işgal etti. Böylece Uzunköprü Bulgarlar tarafından ilk defa işgal edilmiş oldu.
Bu gelişme karşısında İngiliz ve Fransız'lar telaşlandılar. Ve Balkan devletlerini Londra'da bir konferansa davet ettiler. Konferans bir sonuç vermedi. Hemen sonra da Balkan devletleri birbirlerine düştüler ve Osmanlı Devletine karşı savaşmaktan vaz geçtiler. Bulgar'lar Sırp'lara, Romanya'da Bulgaristan'a saldırdı. Bu saldırılar devam ederken fırsattan yararlanan Osmanlı Devleti Edirne'yi geri aldı. Böylece Uzunköprü'de Bulgar'ların çekilmesiyle işgalden kurtulmuş oldu. Bulgar'larla 1913 yılında, Yunanlılarla da 1914 yılında birer andlaşma yapıldı. Andlaşmalara göre Bulgarlarla bu günkü sınırlarımız kabul edildi. Yunanlılara Batı Trakya, Selanik, Makedonya, Sırplara Makedonyanın kuzeyi bırakıldı. Arnavutlar bağımsızlıklarını ilan ettiler.
Savaşlar durmadı. Nihayet 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı başladı. Osmanlı Devleti de bu savaşa atılma zorunda bırakıldı. Ordularımız dört cephede kahramanca savaştılar. Hele Çanakkale'de gösterdiği kahramanlık " Çanakkale Geçilmez" vecizesiyle noktalandı. Lakin Almanların yenilgiyi kabul etmesiyle Osmanlı Devleti de yenilmiş sayıldı.
Bu savaş sonunda Mondros ve Serv andlaşmaları imzalandı. Andlaşmalar gereği yurdumuz her yönden işgal edilmeye başlandı. Türk milletinin, Türk vatanının ortadan kaldırılması hedeflenmişti. Buna Anadolu'da kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi karşı çıktı. Türk topraklarının parçalanmasına asla müsaade etmeyeceklerini misaki-milliye sadık kalacaklarını tüm dünyaya ilan ettiler.
Galip devletlerden Fransızlar 4 Kasım 1918'de Sirkeci-Uzunköprü demiryolunu işgal ettiler. 14 Ocak 1919'da da işgal ettikleri demiryolu ve Trakya'yı Yunanlılara devrettiler.
Trakya halkı bu işgaller karşısında bağımsız bir devlet kurmak amacıyla "Paşaeli Müdafai Hukuk Cemiyetini" kurdular. Cemiyetin başında Cafer Tayyar Paşa vardı. Bu arada Amasya tamimi yayınlandı. Ve Mustafa Kemal cemiyet yöneticilerini Sivas kongresine davet etti. Paşaeli cemiyeti üyeleri Sivas kongeresinde Anadolu ve Rumeli Müdafii Hukuk Cemiyetine dahil oldu. Savaş beraber yürütülecekti.
Milli güçler Anadolu da birleşerek Mustafa Kemal'in öncülüğünde başta Yunanlılara karşı savaşa başladılar. Zaferler peş peşe sıralanıyordu. Bilhassa Başkomutanlık savaşından sonra Ordularımız Ak denize, Ege Denizine ve boğazlara doğru düşmanı kovalamaya başladı. İngiliz ve Fransızlar Yunanlılar gibi denize döküleceğinden korkarak Mustafa Kemal'e başvurdular. Türk Ordusunun durdurulmasını ve bir konferans yapılmasını istediler.
Bu istek üzerine 11 Ekim 1922'de Mudanya Mütarekesi imzalandı. Mudanya Mütarekesinin kararlarını Yunanlılar kabul etmediler ve durumu hükümetlerine bildirdiler.
Mütarekeye göre Edirne dahil Meriç nehrinin sol kıyısına kadar Doğu Trakya on beş gün içinde Yunan orduları tarafından boşaltılacak, boşaltmadan sonra otuz gün içinde Trakya Yunan memurları tarafından Türk idarecilerine teslim edilecektir.
Alınan bu kararlar gereği 19 Ekim 1922 günü Trakya'yı teslim almak üzere Refet paşa görevlendirildi. Refet paşa İstanbul'a geldi ve büyük bir törenle karşılandı. 8000 jandarmadan oluşan bir birlikle Trakya'ya geçerek Trakya kasabalarını birer birer geri aldı. 18 Kasım 1922 günü de Uzunköprü'müz Yunanlılardan kurtulmuş oldu. Tüm bu Trakya kasabalarının kurtuluşu kansız bir şekilde sağlanmıştır. İşte her 18 Kasımda kurtuluşunu yaptığımız bayram bu kurtuluşun bayramıdır. 24.11.1988

 
   
     

 

 

 

 
     
 
Ana Sayfa / Tarihimiz / Demokrasi Anıtı / Şehitlerimiz / Kültürümüz / Eğitim / Ulaşım
 
 
Sanayimiz / Milletvekillerimiz / Belediye Başkanlarımız / Çevre Gönüllüleri
 
 
Atatürkçü Düşünce Derneği / Eski Dostlar / Bunları Biliyor musunuz? / Editör'den
 
 
Sorunlarımız / Görüş ve Önerileriniz / Linkler
 
     
Bu Site Cumhur Ziya Bayındır Tarafından Tasarlanmıştır