| |
Uzunköprü
on dokuzuncu yüzyılda iki defa işgal edilmiştir.
Bunlardan biri Balkan savaşında diğeri ise Birinci
dünya savaşından sonradır. Her ikisi de o günleri
yaşayanlarda acı anılar bırakmıştır. Nakledilen
bu anılar kuşaktan kuşağa aktarılacak ve Atatürk'ün
"Bağımsızlık, özgürlük" ilkelerinin
daha iyi kavranmasına yardımcı olacaktır.
Bu nedenle kurtuluş bayramlarını sadece birer
karnaval görüntüsünde değil bilinçlere de aktararak
kutlanması gerekir. Böylece dostumuzu, düşmanımızı,
dünyadaki yerimizi ve önemini iyice kavrar ve
bizden evvelki kuşakların yaşadığı acı günleri
tekrar yaşamamak için Cumhuriyetimizin güçlenmesine,
yücelmesine canla başla yardımcı oluruz.
İşgalleri sıra ile ele alırsak Balkan savaşından
başlamamız gerekir. Bilindiği gibi Osmanlı Devleti
1911 yılında Traplusgarp'ta İtalyanlarla savaşmıştır.
Bu savaş sürerken Osmanlı Devletinden ayrılan
Bulgaristan, Sırbistan, Karadağ ve Yunanistan
Rusların kışkırtmasıyla 1912 yılında bize savaş
açtılar. Bu savaşa "Balkan Savaşı" diyoruz.
Savaş başladığı zaman İstanbul'da partiler post
kavgasındaydılar. Ordu savaşa hazır değildi. Bu
zaaf karşısında Yunanlılar makedonya'yı baştan
başa çiğnediler. Bulgar'lar Edirne'yi aldılar.
Bu şehrimizde görülmemiş insanlık dışı zulüm ve
işkenceler yaptılar. Bulgar orduları bir taraftan
İstanbul'u almak için Çatalca önlerine, diğer
taraftan da boğazlara sarktılar. Güzergahta bulunan
kasabaları işgal ettiler. Ve Bolayır yakınlarına
geldiler boğazlar yönünde ilerleyen Bulgar ordusu
Uzunköprü ve Keşan'ıda işgal etti. Böylece Uzunköprü
Bulgarlar tarafından ilk defa işgal edilmiş oldu.
Bu gelişme karşısında İngiliz ve Fransız'lar telaşlandılar.
Ve Balkan devletlerini Londra'da bir konferansa
davet ettiler. Konferans bir sonuç vermedi. Hemen
sonra da Balkan devletleri birbirlerine düştüler
ve Osmanlı Devletine karşı savaşmaktan vaz geçtiler.
Bulgar'lar Sırp'lara, Romanya'da Bulgaristan'a
saldırdı. Bu saldırılar devam ederken fırsattan
yararlanan Osmanlı Devleti Edirne'yi geri aldı.
Böylece Uzunköprü'de Bulgar'ların çekilmesiyle
işgalden kurtulmuş oldu. Bulgar'larla 1913 yılında,
Yunanlılarla da 1914 yılında birer andlaşma yapıldı.
Andlaşmalara göre Bulgarlarla bu günkü sınırlarımız
kabul edildi. Yunanlılara Batı Trakya, Selanik,
Makedonya, Sırplara Makedonyanın kuzeyi bırakıldı.
Arnavutlar bağımsızlıklarını ilan ettiler.
Savaşlar durmadı. Nihayet 1914 yılında Birinci
Dünya Savaşı başladı. Osmanlı Devleti de bu savaşa
atılma zorunda bırakıldı. Ordularımız dört cephede
kahramanca savaştılar. Hele Çanakkale'de gösterdiği
kahramanlık " Çanakkale Geçilmez" vecizesiyle
noktalandı. Lakin Almanların yenilgiyi kabul etmesiyle
Osmanlı Devleti de yenilmiş sayıldı.
Bu savaş sonunda Mondros ve Serv andlaşmaları
imzalandı. Andlaşmalar gereği yurdumuz her yönden
işgal edilmeye başlandı. Türk milletinin, Türk
vatanının ortadan kaldırılması hedeflenmişti.
Buna Anadolu'da kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi
karşı çıktı. Türk topraklarının parçalanmasına
asla müsaade etmeyeceklerini misaki-milliye sadık
kalacaklarını tüm dünyaya ilan ettiler.
Galip devletlerden Fransızlar 4 Kasım 1918'de
Sirkeci-Uzunköprü demiryolunu işgal ettiler. 14
Ocak 1919'da da işgal ettikleri demiryolu ve Trakya'yı
Yunanlılara devrettiler.
Trakya halkı bu işgaller karşısında bağımsız bir
devlet kurmak amacıyla "Paşaeli Müdafai Hukuk
Cemiyetini" kurdular. Cemiyetin başında Cafer
Tayyar Paşa vardı. Bu arada Amasya tamimi yayınlandı.
Ve Mustafa Kemal cemiyet yöneticilerini Sivas
kongresine davet etti. Paşaeli cemiyeti üyeleri
Sivas kongeresinde Anadolu ve Rumeli Müdafii Hukuk
Cemiyetine dahil oldu. Savaş beraber yürütülecekti.
Milli güçler Anadolu da birleşerek Mustafa Kemal'in
öncülüğünde başta Yunanlılara karşı savaşa başladılar.
Zaferler peş peşe sıralanıyordu. Bilhassa Başkomutanlık
savaşından sonra Ordularımız Ak denize, Ege Denizine
ve boğazlara doğru düşmanı kovalamaya başladı.
İngiliz ve Fransızlar Yunanlılar gibi denize döküleceğinden
korkarak Mustafa Kemal'e başvurdular. Türk Ordusunun
durdurulmasını ve bir konferans yapılmasını istediler.
Bu istek üzerine 11 Ekim 1922'de Mudanya Mütarekesi
imzalandı. Mudanya Mütarekesinin kararlarını Yunanlılar
kabul etmediler ve durumu hükümetlerine bildirdiler.
Mütarekeye göre Edirne dahil Meriç nehrinin sol
kıyısına kadar Doğu Trakya on beş gün içinde Yunan
orduları tarafından boşaltılacak, boşaltmadan
sonra otuz gün içinde Trakya Yunan memurları tarafından
Türk idarecilerine teslim edilecektir.
Alınan bu kararlar gereği 19 Ekim 1922 günü Trakya'yı
teslim almak üzere Refet paşa görevlendirildi.
Refet paşa İstanbul'a geldi ve büyük bir törenle
karşılandı. 8000 jandarmadan oluşan bir birlikle
Trakya'ya geçerek Trakya kasabalarını birer birer
geri aldı. 18 Kasım 1922 günü de Uzunköprü'müz
Yunanlılardan kurtulmuş oldu. Tüm bu Trakya kasabalarının
kurtuluşu kansız bir şekilde sağlanmıştır. İşte
her 18 Kasımda kurtuluşunu yaptığımız bayram bu
kurtuluşun bayramıdır. 24.11.1988
|
|